ayrılıyorum; ayrılıyorum koca şehir ayrılıyorum ve çekip gidiyorum ayrılıyorum; ayrılıyorum koca şehir gürültünden kuru kalabalığından sahte yüzlerinden yapay dostluklarından, veda etmek ölümdür-hoşuma gitmez çekip gitmek sessiz sedasız kimselere bulaşmadan kapıları dolaşmadan usul usul ve korkmadan belki özleyeceğim toprak kokan memleketim gibi çiçek kokan memleketim gibi hasretlik belki ağır bir hava gibi tüm miskinliğiyle çökecek üstüme ayrılıyorum...
sevgilim; eğer göremezsem o günleri üzülme, ağlama gün olur nefesim kesilir gün olur seslenemem sana belki duyamam sesini sım sıkı saramam ya da üzülme ikilemle riyakarlıkla gülüşlerden yapay kahkalardan yoruldum
ayrılıyorum; dost gülücüklü sevdalardan ve belki sevdiceğim hasretlik vursada yüreğime geceler uzun gelsede bir dost olacak bana belki belki karanlıklar umut olacak yeni güne yaşananlar unutulumaz unutmak için yaşamamış olmak lazım nasıl unuturum apar-topar sessizliği
bir demir yığını gibiyim yığılmışım umutlarımla bir gök gürültüsü yok ağaçlar ölü gibi ürkütüyor bu boşluk beni ve sen canım ve sen bağım bostanım elleri katmer katmer nasır emekçim silah diye kaleme sarılan aydınım ayrılıyorum... acılara tutunarak...